Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yürütenleri, CHP'yi, TÜSİAD ve cemaati de içine koyarak, "kaybedenler lobisi" olarak niteledi. Erdoğan konuşmasında, "Kaybedenler lobisi yolsuzluk türküsü söylüyor" ifadesini kullandı.
İşte Erdoğan'ın konuşmasında satırbaşları:
SABOTAJLARA RAĞMEN EKONOMİ AYAKTA
Bütün sabotajlara rağmen Türkiye ekonomisi dirençli şekilde yoluna devam ediyor. Nitekim büyüme yüzde 4 olarak gerçekleşti ki bu konuda dünyada en yüksek büyüme kaydeden ülkelerden biri olduk. Türkiye ekonomisine zarar verebileceğini zanneden içerdeki ve dışardaki hazımsızlar şunu bilsin. Türkiye ekonomisi sağlam bir zemine oturdu ve bu zeminde kararlı bir şekilde ilerliyor. En küçük bir krizle etkilenmiyor ve sabotajlar karşısında savrulup gitmiyor. Bir takım işveren örgütlerinin uluslararası sermayeye ve finans çevrelerine yaptıkları çağrıları ve kendi ülkelerine yaptıkları tehditleri artık dünya finans çevreleri dikkate almıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi ülkesini yurt dışına kötüleyen, uluslararası yatırım çevrelerine kendi ülkesini karalayan bir işveren örgütünü bulamazsınız, Dünyanın her yerinde bunun adı ihanettir.
11 YILDA 150 MİLYAR YATIRIM ÇEKTİK
Sadece 11 yıl içinde Türkiye 150 milyar dolar yatırım çekti. Dünya yatırım ajansları birliğine 130 ülkeden 175 ajans üyedir. Dünya yatırım ajansları birliği Güney Afrika'da toplandı ve Başbakanlığa bağlı yatırım ajansımızı oy birliğiyle başkanlığa seçti. Bizim yatırım destek ve tanıtım ajansımız bu birlikte 2011'den beri başkan yardımcılığı görevindeydi. Türkiye başkan olunca Azerbaycan Yatırım Ajansı da başkan yardımcısı oldu. Türkiye bu alandabüyük başarılara imza atmaya devam ediyor. Türkiye uluslararası yatırımlar için cazip bir ülke haline geldi. Yabancı sermaye bundan sonra da Türkiye'ye gelmeye devam edecek. TÜSİAD gibi kuruluşlar kendi ülkelerine yabancı kalmaya devam ediyor. Bugüne kadar böyle oldular belli ki bundan sonra da böyle olacaklar. Eski Türkiye'nin aktörleri şunu kabul etsinler. Türkiye'de artık kazanan elitler değil, bundan sonra kazanan her zaman 76 milyon olacak.
BRÜKSEL TEMASLARI TARİHİ ÖNEME SAHİP
Brüksel'deki temaslarımızda Türkiye'deki hadiselerin gerçek fotoğrafını ortaya koyduk. Muhataplarımıza bunları aktardık. Brüksel'de Belçika'ya işgücü göçünün 50. yılı vesilesiyle düzenlenen sempozyumda seçkin kitleye hitap ettik. Belçika'daki Türk işadamlarının katıldığı bir toplantıda da Türkiye'deki durumu anlattık. Brüksel temaslarımız ülkemiz için tarihi nitelik taşıyor. 2014'ün Türkiye-AB ilişkileri bakımından verimli olacağını umuyoruz.
BAŞBAKAN İRAN'A GİDECEK
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande Türkiye'ye ziyarette bulundu. 22 yıl aradan sonra böyle bir ziyaret gerçekleşti. Önemli ve verimli görüşmelerimiz oldu. Bugüne kadar olan süreci ve sonraki süreci değerlendirme açısından önemliydi. Önümüzdeki hafta Almanya'ya yapacağımız ziyaret de Türkiye-AB ilişkileri bakımından önemli olacak. Sayın Şansöyle Merkel ve ortaklarıyla görüşeceğiz. İşadamlarıyla Almanya'da bir araya geleceğiz. Bugün akşamsaatlerinde resmi bir ziyaret amacıyla Tahran'a gideceğiz. Yarın gün boyunca Tahran'da İran'ın dini lideri Ayetullah Hamaney, Cumhurbaşkanı Ruhani ve yardımcısıyla görüşmelerimiz olacak.
SURİYE'DE İNSANLAR AÇLIKTAN ÖLÜYOR
Suriye'de BM gözetiminde Esed rejimi ve muhaliflerin katıldığı Cenevre görüşmeleri devam ederken, katliam görüntüleri dünya kamuoyunda etkili oldu. 55 bin kare fotoğrafın ektisi hepimzin malumudur. Nazilerin Musevilere yaptığı soykırımı, Bosna katliamını ve Filistin'i hatırlatan fotoğraflar Suriye'deki insanlık dışı durumu da ortaya koydo. Suriye'de rejim güçlerinin kuşatması altındaki Yermuk kampında, dünyanın kulaklarını tıkadığı bir insanlık dramı yaşanıyor. Hapsedilen binlerce insan kadın çocuk ve yaşlılarlar çok büyük bir açlıkla pençeleşiyor. Sokaklarda bir deri bir kemik kalmış en son ne zaman yemek yediğini hatırlamayan, ot ve kaktüs yiyerek ayakta kalan yüzlerce insanın bulunduğu ifade ediliyor. Oradaki ilim adamlarının ulemanın verdiği bazı fetvalarla kedi köpek yeme durumunda kalan insanlar var. Kampta bulunan Filistinlilerin ifadelerine göre, su tuz ve baharat karışımı çorba ulaşabilenlerin en lüks gıdası. Kampta şu ana kadar ölenlerin sayısı 73'e ulaştı. Abluka devam ederse ölümler artacak. Suriye'de toplu katledilen çocuklar, ne de bu manzaralar küresel vicdanın titremesine vesile olmadı. Hala utanmadan Suriye'nin dışişleri bakanı Cenevre'de Türkiye'ye ve körfez ülkelerine hakaret edebilecek kadar densizleşebiliyor. Bu trajedi ne yazık ki ülkeler kurumlar nezdinde gereken ilgiyi bulamadı. Suriye'de rejim fotoğrafçısının çektiği fotoğraflar meselenin ciddiyetini ortaya koydu. İnanıyorum ki ciddi bir infial oluşturdu. Kimyasal silahlarla toplu halde öldürülmüş çocukların görüntüleri karşısında vicdanı olan herkes mahçup olacaktır. Ama niçin sadece kimyasal silahlar diyoruz. Kimyasal silahlarla 1500 kişi ölmüşse, öbür tarafta 150 bin insan konvansiyonel silahlarla öldürüldü. Sonucu ölüm olan bir katliamın savunulabilir bir yanı olabilir mi?
TÜRKİYE'NİN DURUŞU UNUTULMAYACAK
Suriye'deki katliam yüz yıl belki binlerce yıl unutulmayacak. Suriye hatırlandıkça mesele karşısında dik duruş sergileyen Türkiye'nin tavrı da hatırlanacaktır. Aradan yüz yıllar geçmesine rağmen ecdadımızın Endülüs'e Afrika'ya hatta Avrupa'ya gösterdiği duruş nasıl bugün bile hatırlanıyorsa aradan asırlar geçse de duruşumuz unutulmayacaktır. Yapılan sabotajlara rağmen mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz. Birileri gidip Esed'in yanındadursa, sırtını sıvazlasa da biz ısrarla hakkın adaletin mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz. Birileri alçakça MİT'e karşı sabotaj düzenlese de, biz mazlumlara yardım taşımaya devam edeceğiz. Rabbimden Suriye'nin mazlum hakkı için sabır niyaz ediyorum. Suriye bu ağır imtihandan zaferle çıkacak. Suriye'nin kardeşi olarak Türkiye de tarihe büyük millet olarak adını yazdıracaktır.
Mısır'da 25 ocakta bir kez daha kan döküldüğüne ve 62 kişinin katledildiğine şahit olduk. Bunların katline yol veren kişi olan Sisi mareşal oldu. İşte askeri darbelerin bu taltif anlayışı mantığı budur. Yakında da kendisine orada kendileri çalıp oynamak suretiyle Mısır'ın cumhurbaşkanı yaparlarsa şaşmayın. Yol oraya gidiyor. Mısır'da da insani çizgimizi muhafaza etmeye ve Mısır halkının yanında durmaya devam edeceğimizi ilan ediyorum.
MHP SEÇİM BÜROSUNA SİLAHLI SALDIRI
MHP'nin seçim bürosu önünde yaşanan tartışmanın ardından silahlı saldırının ardından bir vatandaşımız öldü yedi kişi de yaralandı. Emniyet derhal harekete geçerek olayı aydınlattı ve zanlıları gözaltına aldı. Seçim bürosundaki şahıslarla sokaktan geçenler arasında yaşanan tartışma neticesinde bir grubun seçim bürosuna gelmek suretiyle ateşli silah ve bıçaklı saldırıyla böyle bir olayı gerçekleştirmiş olmaları düşündürücü ve üzüntü vericidir. Yine dün gece Şişli belediyesine provokasyon amaçlı bir saldırı düzenlendi. Bu olayı da emniyet hassas bir şekilde takip ediyor. AK partinin seçim bürolarına da saldırılar düzenlendi. En son Van'da adayımıza yapılan saldırılar bir kenara bırakılamaz. İki kez Van büyükşehir başkan adayımızın evine ses bombası atıldı. Hakkari Çukurca'da ilçe başkanımızın aracı yakıldı. Sağduyu ve soğukkanlılıkla karşıladık. Saldırıları bir istismar vesilesi yapmadık. Seçim bürolarına yapılan saldırı ne olursa olsun hiç kuşkusuz milli iradeye yönelik bir saldırıdır. Bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Hayatını kaybeden kardeşimize Allahtan rahmet niyaz ediyor tüm MHP camiasına da başsağlığı mesajarımı iletiyorum.
Bu arada İstanbul'da cumartesi günü iki önemli toplantıya katıldık. Diyanet tarafından İslam ansiklopedisinin tamamlanması vesilesiyle bir tören düznelendi. Buradan bir kez daha İslam ansiklopedisinin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum. Cumartesi günü akşam saatlerinde Milli İrade platformunun düzenlediği bir yemeğe katıldık.
150 STK'NIN VERDİĞİ YEMEK
Cumartesi akşamı bir araya gelen 150 sivil toplum teşkilatı cemiyetimizin farklı kesimlerini temsil ediyor. Hepsi fikirleriyle ve yöntemleriyle birbirlerine göre farklılık gösteriyorlar. Ancak yine hepsi milli ve manevi değerlerimize sahip çıkma noktasında aynı hedefe bakıyor. Hükümetimize saldırı başladığında bu STK'lar gazetelere ilan vermiş ve insafsız saldırıya karşı iki bildiri yayınladı. Bu 150 teşekkülün gazetelerde dile getirdiği hissiyatı bir kez daha dile getirdiklerini gördük ve mütehassıs olduk. Sivil teşekküllerin 17 Aralık darbesini çok iyi teşhis ettiklerini ve saldırının asıl niyetini keşfettiklerini görüyoruz. Ortak hissiyatları ise şuydu: Bir hareketin kendi ülkesine karşı bu kadar hasmane ve haince tavrı karşısında vakıflarımız, derneklerimiz ciddi rahatsızlık duyuyorlar ve bunu da ifade ediyorlar. İslam hiç kimsenin tekelinde değildir. Hizmet etmek yardımlaşmak paylaşma eğitim bilim talebe yetiştirmek gibi kavramlar insani kavramlardır. Hiçbir örgütün ipoteği altına giremez. Herkesi dışlayan bir hareket tarzına asla bürünemez. Hele hele hizmet teşekkülü iddiasında hareketlerin siyasi parti gibi davranmaları, bir takım şantaj ve çirkin görüntü ve ses kayıtlarıyla anılmaları asla kabul edilemez.
HAZRETİ PEYGAMBER VE KURAN HİÇBİR OLUŞUMUN TEKELİNDE DEĞİL
Hazreti Peygamber ve Kur'an da hiçbir oluşumun istismar edemeyeceği ve ipotek koyamayacağı ortak kutsal değerledir. Yakın dönemde yaşamış ömrünü zindanlarda geçirmiş ve dik durmuş ilim insanlarının da istismarı bizim kabul edeceğimiz bir tavır değildir. Bakın burada bu malum örgütün mensuplarına, samimiyetle safiyane olarak bu örgütte yer alan kardeşlerime sesleniyorum. Bu örgütün yönetimi ile mensupları arasında fark olduğu net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Tabandaki mensuplar samimi niyetler taşırken, son derece açıktır ki örgütün üst yönetimi farklı yollara sapmış ve farklı hesapların içine girmiştir. Hizmet aşkıyla hareket eden ve yollara çıkan kıtalar aşan nice samimi kardeşimize rağmen bu örgüt maalesefe uluslararası çevrelerin maşası olmayı tercih etmiştir. Binlerce insanın gayreti cehdi mücadelesi ve uluslararası karanlık çevrelere peşkeş çekilmişir. Bu örgüt mensubu tüm arkadaşlarımızı düşünmeye ve muhasebeye daveet ediyorum. Kur'anın en çok hatırlattığı sorulardan bir tanesi de "akletmez misiniz?" Hiçbir kardeşim hiçbir vatandaşım en başta kendi iradesine ipotek koydurmasın. Hiçbir kardeşim siyasi parti olmadığı halde siyaset yapan kapalı örgütlerin aldatmasına gelmesin. Aldanmasın. Anadoluda trakyada dünyada şahsımın yol arkadaşlarımın aleyhine akla hayale gelmedik tezviratlar yapılıyor. Biz bir siyasi partinin mensuplarıyız. Her işimiz şeffaftır. Milletin önündeyiz. Bizim söylediklerimiz milletin önündedir. Bizim tavrımız yapacaklarımız ve politikalarımız milletin önündedir. Terör ve yolsuzluk konusunda, iç dış politikamız konusunda biz şeffaf olarak milletin önündeyiz. Seçimlerde de çıkıp muhasebeye çekiliriz. İki ay kaldı. Milletin önüne çıkmayanların şeffaf değil kapalı olanların tezviratlarına hiçbir kardeşimiz kulak asmasın.
HIRSIZLIK VE YOLSUZLUĞUN HER TÜRÜ KÖTÜDÜR AMA
Önceki gün İstanbul'da aday tanıtım toplantısında ifade ettim. Hırıszlık ve yolsuzluğun her türü kötüdür. Ama en büyük hırsızlık ve yolsuzluk milli irade hırsızlığıdır. Milli iradeyi çalmaya kalkışan biri başkasına yolsuzluk iftirasında bulunamaz. 17 Aralıkta milli iradeye yargıdaki fanatikleriyle saldıranlar yolsuzluğun izini süremezler. 27 Mayıs, 12 Eylül'de milli iradenin çalınmasına göz yumanlar bugün çıkıp da bize yolsuzluk çamuru atamazlar. CHP 27 Mayıs'ta alkış tutmuş ve o günden bu güne de çalmanın çırpmanın adresi olmuştur. Şu anda o eski Türkiye'yi kaybedenler koro halinde yolsuzluk türküsü söylüyor. Bize yolsuzluk iftirası atan bu kaybedenler lobisine sesleniyorum, eğer yolsuzluk yapan görmek istiyorsanız lütfen gidip aynaya bakın.
BBC VE WALL STREET JOURNAL'IN PATRONLARI KİMLER?
Sadece BBC mi Wall Street Journal. Bu gazetelerin patronları kimler? İşte geçenlerde İngiltere'de de benzer şey yaptılar. Cameron hemen gazetelerini kapattı. Ondan sonra Amerika'dan vurmaya başladılar. Çünkü patronaj aynı. Zihniyet aynı. Bunları iyi bilmemiz lazım. Kimler ortak hareket ediyor? Bunu iyi takip etmemiz lazım. Kardeşlerim bu ülkede milli iradeyi her zaman bunlar çaldılar. Yetmedi bu ülkenin kaynaklarını enerjisini bunlar hortumladılar. Hiçbir zaman bunların hesapları defterleri kontrol edilmedi. Gözden geçirilmedi. Şimdi kontrol edilmeye başlanınca hoplamaya başladılar.
NİYE RAHATSIZ OLUYORSUNUZ?
Niye rahatsız oluyorsunuz? Yani bakkal dükkanının defterleri kontrol edilecek, bunların Türkiye'deki toplam ödediği vergi nedir diye sorsanız yüzde 10'dur... Yüzde 85 öbür tarafta. Asıl bu yüzde 85'i inceleyeceksin. Dürüst olan samimi olan alkışlanır, kaçak varsa da gereği yapılır. Şu anda maliye bunları yapmaya başladı diye, büyük sermayeye gözdağı veriliyor diyorlar. Bizim öyle bir derdimiz yok. Biz diyoruz ki düzgün davransın, samimi davransın. Ülkesini kalkıp da yurt dışına şikayet etmesin. İşini düzgün yaparsa bir şey olmaz. Ama yamuk yumuk varsa hesabını sorarız. Bize yolsuzluk iftirası atanlar aslında milli irade hırsızlığını örtme telaşı içindeler. Belli lobiler belli kapalı oda toplantıları yapanlar da onlar. Bizi rahatsız etmeyecek bir iktidar gelsin istiyorlar. Bu zaten yerel seçim. Buradan o beklediğiniz neticeyi alamayacaksınız.
O GAZETENİN PATRONU NE İSTİYOR?
Bakın çok manidar. Söylemek zorundayım. Bugün bir gazete en çok satan gazete... Bugün bir başlık atıyor. Güya ben, ana muhalefetin istanbul adayından çekinmeye başlamışım, onun için dosya açıklamışım. Burada çok açık söylemek zorundayım. O gazetenin patronu İstanbul Hilton otelinin yanındaki bahçeye inşaat yapabileceği düşüncesiyle onun özelleştirmesine girmişti. Onun özelleştirmesine öyle girdi, ama Büyükşehir belediyemiz müsade etmedi. Bu sefer gitti Şişli belediyesiyle anaşmak istedi. Çünkü Şişli belediye başkanı bu işlerde mahirdir. CHP'den bu klasörler nedeniyle ihraç edilmedi mi? Yolsuzluk klasörü diye anamuhalefetin genel müdürü önünde pozlar vermedi mi? Bugün neden aday yapıyorsunuz? Hesap şu... Acaba İstnabul'u alabilir miyiz? Alamayacaksınız! İstanbul sizin ne olduğunuzu çok iyi biliyor. Onun yanında da şu var. Acaba alırsam diyor, ben bu oteli büyütür müyüm? Niye? Çünkü onun üstünde çevre ve şehircilik bakanlığı var. Yine burada çevre katliamına müsaade etmeyeceğiz. Kim çevreci kim çevreci değil bunlar ortaya çıktı çıkıyor.
ÇETENİN MİLLET İRADESİNİ GASP ETMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ
Türkiye'de artık milletin emanetine hazinesine özellikle de iradesine canı pahasına sahip çıkan bir iktidar var. Siyasetin de meşru zeminde yürümesi için azami dikkat gösteriyoruz. Devletin içine sızan şebeke ve çetelerin millet iradesini gaspetmesine izin vermeyeceğiz. Demokratik bir ülkede ülkenin en temel sorunlarında kararı meşru siyasi aktörler verir. Bu ülkenin temel sorunlarında mesela dersaneler meselsinde, terör meselesinde, Suriye meselesinde karar hakkı meşru hükümette değil de bir kaç polis ve savcının elinde mi olacak?
BUNU KİMSE YUTMAZ
Siyaset değil de yargı mı karar verecek. MİT'in çalışmalarını milli irade değil yargı mı verecek? Adeta karanlık örgütlerin dümen suyuna girmiş, örgütün çıkarlarını gözeten bir kısım yargı millet adına karar verebilir mi? Bakın bir kısım diyorum. Biz yargının bağımsızlığı mücadelesini referandumda sağladık. Ama yargı sadece bağımsız değil aynı zamanda tarafsız olacak. Hem bağımsız hem tarafsız. Bağımsızlığı iste ama tarafsızlığa gelince orada yokuz. Bunu kimse yutmaz. Hem bağımsız hem tarafsız.
SİYASET YAPMAK İSTİYORSAN TEK YOLU VAR
Hiç kimse siyasi iradenin yargıya müdahale ettiğini iddia etmesin. Bizim dışımızda kimse millete hesap vermiyor. Biz hesap veriyoruz. Millet önünde kendini hesaba çekecek olan siyasi iradedir. Siyasi iradenin çalınmasına göz yummayacağız. Siyaset yapmak istiyorsan tek yolu var. Bütün görevleri bir kenara koyarsın. Gelirsin siyaset içerisinde yerini alırsın. Şu anda oyun bozulmuştur oyun. Oyun bozulduğu için rahatsızlar. Hükümete kurulan tuzak altüst olmuştur. Millet hükümetine sahip çıkmış ve oyunu bozmuştur. Sergilenecek her sabotajı ve tehditi ve tuzağı da Allah'ın izniyle sizlerle bozacağız.
KAYBEDENLER LOBİSİ SON DARBEYİ ALACAKTIR
11 yılda nice tuzağı bozduk. Bu badireyi de aşacağız. Daha fazla bir olacak ve dayanışma içinde olacağız. 30 Mart milli irade için dönüm noktası olacak. 30 Martta kimin nerede belediye başkanı olduğu değil, hangi partinin kazandığı önemlidir. Çünkü AK Parti'nin kazanacağı her belediye farklı bir mesaj olacaktır. Farklı anlam ifade edecektir. Çünkü burada, kaybedenler lobisi eski Türkiye'nin kaybedenleri milletten en son darbeyi alacaktır. İşte o zaman Türkiye'nin önünde engel kalmayacak, demokrasinin önünde engel kalmayacak. Daha fazla demokratikleşme adımı atacağız. Toplumun her kesimini rahatlatacağız. Bu tuzakları bozdukça, engelleri aştıkça Türkiye'nin ufkunu daha da açacak ve bitmeyen bir baharı karşılayacağız. Geçen yıl ilk bahar doğu için bir milat olmuş ve kalıcı bir bahara dönüşmüştü. O baharın sıcaklığını bugün hep birlikte yaşıyoruz. Ama birileri şu anda hasretle yine şehitler gelsin diye bekliyor. Hep bunun gayreti içerisinde. Ama Türkiye bitmeyen bir bahara kavuşacak.
İKİ AYDA TEŞKİLATIMIZ ÇOK ÇALIŞACAK
Şurada iki ay var. İki ay içerisinde tüm ana kademelerimiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız, durmaksızın kapı kapı dolaşmak suretiyle, yetmez neler yaptık, neler yapıyoruz, çünkü bizim anlatacağımız çok şey var, ama muhalefetin anlatabileceği birşey yok. Neler yaptığımızı en ücra köşeye kadar teşkilatımız anlatacak. Bizim en büyük gücümüz teşkilatımız. Şu anda dokuz buçuk milyon üyeye sahip olan AK Parti yoğun bir çalışmaya girecek. Bunun gereğini yapacağız. O anda bilesiniz ki bu hareketin yükselişini kimse durduramaz. Aynı kararlılıkla yola devam edeceğiz.
SİVAS'TA KAZA YAPAN OTOBÜS
Van'dan Ankara'ya gelen bir otobüs maalesef, böyle bir haber duyurmak istemezdim fakat dün Sivas'ta kaza yapmış ve bu kaza sebebiyle 9 ölü ve 38 yaralımız var. Ölenlere rabbimden rahmet diliyorum, yaralılara şifa diliyorum. Yakınlarına sabırlar temenni ediyorum.